Aynı gün, aynı siparişle alınmış iki 15 kW'lık motor düşünün. Biri bir su deposunun pompa odasında, serin ve kuru bir ortamda, tam yükünün yaklaşık dörtte üçüyle yıllardır çalışıyor. Rulmanı bir kez değiştirildi, onun dışında dokunulmadı. Diğeri bir taş ocağında bir konveyörü çekiyor. Kaide biraz esnek, kaplin hizası birkaç kez kaymış, fan kapağı her hafta tozla doluyor ve konveyör sık sık dolu halde kalkıyor. İkinci motor üçüncü yılında sargıdan yandı. Motorlar aynıydı; farklı olan, her birinin yaşadığı şartlardı.
"Bir motor kaç yıl dayanır?" sorusunun tek bir cevabı yoktur, çünkü ömür motorun etiketinde değil, çalıştığı yerde belirlenir. Yine de bu süreyi neyin belirlediği oldukça nettir: Bir asenkron motorun ömrünü iki parça tüketir, sargı yalıtımı ve rulmanlar. Motorun geri kalanı, yani döküm gövde, sac paket ve mil, doğru kullanıldığında bu ikisinden çok daha uzun yaşar.
Birinci saat: sargı yalıtımı ve ısı
Sargıdaki yalıtım malzemeleri sıcaklıkla yavaş yavaş yaşlanır. Genel mühendislik yaklaşımında sık kullanılan bir kural vardır: Yalıtım, sınıfının izin verdiği sıcaklığın yaklaşık 10 °C üzerinde sürekli çalıştırılırsa beklenen ömrü kabaca yarıya iner. Tersi de geçerlidir; daha serin çalışan bir sargı daha uzun yaşar. Bu kural kesin bir hesap değil, bir eğilim göstergesidir; ancak ısının ömür üzerindeki etkisinin ne kadar güçlü olduğunu iyi anlatır.
Isı payının nasıl kullanıldığını bir örnekle görmek mümkündür. HEM Motor üç fazlı serilerinde yalıtım sınıfı standart olarak F'dir (155 °C). Sargı sıcaklığı için referans en fazla 110 °C, termal artış hedefi ise 75 K'nin altıdır; kesin değer modelin test raporunda yer alır. Bu, sargının F sınıfının sınırına göre belirgin bir pay bırakarak çalışacağı anlamına gelir. Bu pay, motorun beklenmedik koşullarda da ayakta kalmasını sağlar. Ancak sahadaki her olumsuzluk bu paydan bir miktar harcar:
- Sürekli aşırı yük, yani etiket akımının üzerinde çalışma.
- Tozla dolmuş kanatçıklar ya da hava alamayan bir fan kapağı.
- 40 °C'yi aşan ortam sıcaklığı ya da 1000 m üzerindeki rakım.
- Fazlar arasındaki gerilim dengesizliği; küçük bir gerilim farkı bile akımda ve ısınmada orantısız bir artış yaratır.
- Sık dur-kalk; her kalkışta sargıdan anma akımının birkaç katı geçer.
- Frekans konvertörüyle sabit torkta uzun süre düşük devirde çalışma.
Bu etkiler toplanır. Tek başına her biri motoru yakmaya yetmeyebilir, ama ikisi ya da üçü aynı anda olduğunda pay hızla tükenir. İkinci motorun hikâyesi tam olarak budur: toz, sık dolu kalkış ve biraz fazla yük bir araya gelmişti.
İkinci saat: rulmanlar
Rulmanların ömrü yük, devir ve yağlama koşullarıyla hesaplanabilir. Kataloglardaki rulman ömrü, doğru hizalanmış, temiz ve doğru yağlanmış bir rulman için geçerlidir. Sahada bu ömrü kısaltan etkenler çoğu zaman motorun dışındadır:
- Hizasızlık: Motor ile makine arasındaki eksen kaçıklığı yatağa sürekli ek yük bindirir. Esnek kaplin bu kaçıklığı "tolere eder" gibi görünür, ama yük rulmana aktarılır. Hizalamanın nasıl yapıldığı kaplin seçimi ve mil hizalama yazısında anlatılmıştır.
- Aşırı kayış gerginliği: Kayışlı tahriklerde ön yatağa radyal yük bindirir; gereğinden gergin bir kayış rulman ömrünü hızla kısaltır.
- Esnek kaide: Titreşimi sönümlemek yerine büyütür. Rulman bu titreşimi sürekli taşır.
- Yağlama: Az gres de fazla gres de sorun yaratır. Fazla gres yatağın içinde çalkalanarak ısınmaya neden olur.
- Nem ve kir: Keçeden sızan su ya da toz, gresi bozar ve yuvarlanma yüzeylerini aşındırır.
- Mil akımları: Sürücüyle çalışan büyük gövdelerde, uygun önlem alınmazsa rulman yüzeyinde elektriksel aşınma izleri oluşabilir. Bu durumda izoleli rulman ya da mil topraklaması gerekebilir.
Rulman arızası çoğunlukla ikinci bir hasarı da tetikler. Bozulan rulman rotoru merkezinden kaydırır, rotor statora sürtebilir ve bu sürtünme sargıyı da yakabilir. Bu nedenle sargı yanığı olarak kaydedilen arızaların bir kısmı aslında rulmanla başlar.
Motor sahaya gelmeden verilen kararlar
Ömür büyük ölçüde satın alma aşamasında yapılan seçimlerle şekillenir. Buradaki en sık hata, motoru sınırında çalışacak şekilde seçmektir. Hesaplanan yükü tam karşılayan bir motor, sahada ilk sürprizde, yani biraz daha ağır bir malzemede, kirlenmiş bir filtrede ya da sıcak bir yaz gününde ısı payını tüketmeye başlar. Bunun tersi, gereğinden çok büyük bir motor seçmek de verimi ve güç faktörünü düşürür. Doğru denge, motorun normal işletmede anma gücünün altında ama makul bir oranda yüklenmesidir. Bu konu motor yük oranı ve doğru boyutlandırma yazısında sayılarla ele alınmıştır.
Ortam da seçime dahildir. Açık alan, yıkama, toz, kimyasal buhar ya da deniz havası varsa koruma sınıfı (IP55 standart, IP56 ve IP65 seçenekli), gövde malzemesi ve boya sistemi buna göre belirlenmelidir. Sürekli ve ağır görevlerde pik döküm gövde, darbe ve titreşime karşı daha sağlam bir yapı sunar. Sık dur-kalk, uzun kalkış ya da sürücüyle düşük devir gibi işletme koşulları da siparişte açıkça belirtilmelidir, çünkü bu bilgi motorun ısı payını nasıl kullanacağını belirler.











